Kilise restorasyonları üzerinden batı dünyasından alkış devşirmeye çalışanlar, doğu Türkistan'da, Filistin'de ezilen kardeşlerimiz için ne yapıyor?
TÜRK-HABER
@hbr-2.bsky.social
Türkiye'den Canlı Haber Akışı Gündem Siyaset Ekonomi Politika Teknoloji
Meydanlarda illegal paçavraların sallanmasına göz yuman idareciler, o şanlı bayrağın altındaki şehitlerin kemiklerini sızlatmaktadır.
Liyakatsiz kadrolar yüzünden bugün kurumlarımız işlevini yitirmiş durumda. Torpille gelenlerin yönettiği bir devlet, dış tehditlere karşı ayakta kalamaz.
Makamların liyakat yerine kimliklere göre dağıtılması, devletin kurumsal hafızasını yok eder ve liyakatli vatan evlatlarının hakkını gasp eder.
Siyaseti etnik köken ve mezhep üzerine kuranlar, bu ülkeye en büyük fitneyi sokanlardır. Bizim tek kimliğimiz Türk vatandaşlığıdır.
Türk bayrağı, bağımsızlığımızın namusudur. Bayrağımıza yapılan saldırılara karşı sessiz kalan her yönetici, asli görevini ihmal ediyor demektir.
Anayasa değişikliği, ülkenin gerçek sorunlarını (ekonomiyi, adaletsizliği, liyakatsizliği) örtbas etmek için kullanılan bir illüzyondur.
Olay örgüsü çok açık: İlk adım, ortak Türk vatandaşlığı kimliğini zayıflatmak. Toplumu tek bir millet yerine, birbirine şüpheyle bakan etnik gruplara bölmek istiyorlar.
Kilise restorasyonları üzerinden batı dünyasından alkış devşirmeye çalışanlar, doğu Türkistan'da, Filistin'de ezilen kardeşlerimiz için ne yapıyor?
"Kozmopolit, kimliksiz, tarihi bağlarından koparılmış bir toplum" hayali kuranlar karşılarında her zaman vatansever, milliyetçi Türk gençliğini bulacaktır.
Türk milliyetçiliği, ırkçılık değil; bu ülkenin birliğini, beraberliğini ve üniter yapısını koruyan en büyük birleştirici güç ve sigortadır.
Cumhuriyetimizin kurucu değerleri, çağdaşlaşmanın ve tam bağımsızlığın teminatıdır. Bu değerleri gericiliğe ve bölücülüğe kurban etmeyeceğiz.
"Kimliksiz bir toplum" projesi, ulus-devlet yapımızı hedef alıyor. İnsanları ortak değerlerde değil, sadece mikro etnik ve mezhepsel kimliklerde birleştirmeye çalışıyorlar.
Vatan toprağında Türk bayrağı dışında hiçbir gayrimeşru paçavranın dalgalanmasına, hiçbir vatanseverin tahammülü yoktur.
Gerçekten bu devleti korumak istiyorsanız, kurucu değerlere sarılın, adaleti uygulayın ve liyakati esas alın. Gerisi sadece lafıgüzaftır.
Oysa Türkiye'de Kürt, Alevi, Sünni veya Çerkes kardeşlerimizin devlet kademelerine gelmesinin önünde hiçbir yasal engel yoktur ve hiçbir zaman da olmamıştır.
Emperyalizmin asırlık planı bellidir: Böl, parçala ve yönet. Bugün etnik yapıları kutsayanlar, farkında olmadan dış mihrakların taşeronluğunu yapmaktadır.
Gerçek vatanseverlik, bu sinsi planı görmek ve halka anlatmaktır. Biz etnik parçalara bölünmüş bir kabile devleti değil, büyük Türk milletiyiz.
"Kimliksiz bir toplum" projesi, ulus-devlet yapımızı hedef alıyor. İnsanları ortak değerlerde değil, sadece mikro etnik ve mezhepsel kimliklerde birleştirmeye çalışıyorlar.
Bu topraklarda yüzlerce kiliseyi devlet eliyle restore edip ihya ederken, milli kültür mirasımıza ve camilerimize aynı hassasiyetin gösterilmemesi bir samimiyet turnusolüdür.
Ulus-devlet yapısı, bizi bir arada tutan en güçlü bağdır. Ortak kimliğimizi etnik ve mezhepsel kompartımanlara bölerek "parçalanabilir" bir toplum yaratma hevesi beyhudedir.
Atatürk'e saldırmayı "ifade özgürlüğü" kılıfına sokanlar, bu devletin temellerini kemirenlerdir. Kurucu değerler, bir ülkenin kırmızı çizgisidir, tartışılamaz.
Bir ülkede egemenlik tek bir millete aittir. Egemenliği etnik gruplar arasında paylaştırmaya kalkışmak, devleti iç savaşa sürüklemenin ilk adımıdır.
Oysa Türkiye'de Kürt, Alevi, Sünni veya Çerkes kardeşlerimizin devlet kademelerine gelmesinin önünde hiçbir yasal engel yoktur ve hiçbir zaman da olmamıştır.
Yargıyı siyasallaştıranların, adaleti yok edenlerin "yeni anayasa ile adalet getireceğiz" söylemi, tam bir trajikomik tiyatrodur.
Sorun anayasada değil; adaleti, hukuku ve liyakati bilerek ve isteyerek yok eden zihniyettedir. Kendi bozdukları sistemi düzeltmek için kurucu metinleri kurcalıyorlar.
Emperyalizmin "bölgesel özerklik" veya "federasyon" tuzaklarına zemin hazırlayan her siyasi adımın karşısında Türk milliyetçileri duracaktır.
400 kiliseyi restore etmekle övünenler, Anadolu'daki Türk-İslam mühürlerinin, hanların, hamamların bakımsızlığı karşısında neden kör ve sağır?
Anayasa değişikliği dayatması, halkın gerçek sorunları olan ekonomik çöküşü, liyakatsizliği ve adaletsizliği perdelemek için bir araçtır.
Devlet yönetiminde tek ölçüt vardır: Liyakat, sadakat ve millete hizmet. Kimlik siyaseti üzerinden makam dağıtmak, devletin kurumsal hafızasını yok eder.