Denizin altındaki karanliklar kadar Allah'ım...
Girdiğim her ortamda başımı nasıl aşk denen belaya bulastirmayi basarabildigime hayret ediyorum.
İnsanın her çektiği acının,girdiği yolun, attığı adımın, kaldırdığı taşın,kabul olmayan duanın bir hikmeti var dediğim o malum ikindi vakti saatleri. (Ufuk Menteş hesabımdan)
Toprak da öykü anlatır, karınca yuvası da. Dinlemeyi bilenlere...
Kesin olur dediklerimiz olmuyor, Olacak gibi olanlar olmuyor, olmaz dediklerimiz zaten olmuyor. olunca da bir önemi kalmıyor. Allah'ım nasıl dua etmeli, hangi tövbe eksik, hangi imtihanı gecemedik,hangi günahın bedeli ödenmedi.
Öyle olmuyor işte. (Deneyimlediğin bir olayda,talep etmediğin halde gelen tavsiyelere cevap veriyorsundur.)
Sıkıntı oyalanmak , acılar fibromiyalji olmak içindir. Dükkanı kapatalım. İyi geceler. (Ufuk Menteş hesabımdan)
"Gemliğe doğru denizi göreceksin sakın şaşırma" Gemliğe doğru, denizi göremedim, şaşırmadım...
34. yaşımda öğrendiğim şeylerden biri de "hiçkimse kolay delirmiyor" olması...
"Bugünün yarınları da var" sözü çok rahatlatıcı değil mi? hafif sitemli ve tehditkâr, yumuşak meydan okuma,intikam olmayan tatlı hesaplaşma iması taşımıyor mu sanki. Bugün yaşanan ne olursa olsun, hayat burada bitmiyor; yarınlar gelecek ve bugünün sonuçları yarına taşınacak.
11sene önce "anlamsız ,geleceksiz, amaçsız bir kurguyum ve dilimden metruk kelimeler" yazmışım. Hani erken teşhis hayat kurtarırdi?
Bunca kaos ve acıdan ve çaresiz kalmaktan yoruldum. Ben bir köşede Kur'an okuyup dua edicem, siz takılın,gelirim.
Konuşursam kıyamet kopar diye susuyorsun. Oysa susup seni dinlemelerinin tek yolu bu ve kaçırıyorsun. Kendini aşmanın ucunda ölüm yok, belki hayatın kendisi vardır ama ölüm yok...
İnsan neden okur? Bir dizeye yahut bir cümleye tesadüf edersiniz, dersiniz ki işte tam da benim yaşadığım ama adını koyamadığım o duyguyu anlatıyor. Yalnızlığınız bir anlığına uçar gider. Başka ruhlarla aranızda akrabalık bulursunuz. Çoğalır ve iyileşirsiniz. Kemal Sayar
İnsanın gün içerisinde kendisi için bir şey yapmasını çok önemsiyorum. Yürüyüş yapması,bir fincan kahvesi,bir hüzne boşver demesi,bir şarkıya eşlik etmesi,bir şiir dizesi,ellerini açıp dua etmesi. Hepsi. Hepsi çok güzel.
Hayatım boyunca daima hayal kırıklığı yaşadım ve hep neden buna yazgılandığıma anlam veremedim. Simdi bakıyorum da kararlarimi iki ihtimale göre veriyorm.iki doğrum,iki kararım,iki amacım var. Dolayısıyla ben hayal kırıklığı yaşamiyorum dostoyevsk,ben hayal kırıklığınin kendisiyim.
Ağır fibromiyalji atağı yaşıyorum. En son bu şekilde hasta olduğum tarih 2025 Kasım, daha öncesi Şubat 2023,Ekim 2020,Kasım 2016,daha da öncesi 2015 Eylül. Gördüğünüz üzere canımın yandığı tarihleri unutmuyorum.....
Bittiğinden emin olup ama yarım kalmış hissettiren şey var hayatta. Böyle de olabilirdi diye düşünmek...
"Yürüyün benimle, sırtımdaki yük, çöl, can sıkıntısı, öfke."
Havalı bulduğum insan özellikleri -karsidakiyle tartismayip sakin kalabilenler -duygusal zekası yüksek insanlar -karakteristik el yazısı -zamanı unuturcasına eğlenebilme becerisi -insanlarla Dalga geçmeyenler -bilgiyi paylaşmada cömertlik -takım elbise tercih edenler -eşine ön ayak olan erkekler
Psikoloji disiplini kendine varmak,düğüm çözmeyi öğrenmek,rengine kucak açmak için harika bir yol. Ama öğrenilen kavramlarla insanları yaftalama temelli,bilimsel bir laf dalaşıyla zehirli bir dili alıyor. Bu tarz psikolojinin kimseye bir hayrı yok. İnsan biricik bir varlıktır. Acıları da öyle.
Türk Romatoloji Derneği, tarihte spor yaparak fibromiyalji ağrilarini ilaçsız hafifleten insan olarak çıkışta bana plaket takdim etti :)
Kahve yudumlayarak yeni günü selamlıyorum. Sen olsan....
Gece yarası diye bir şey var. Gece ateşlenen, gündüz sönen bir yara. Hem besliyor hem çürütüyor. Beslediği senden çürüttüğü senden...