gel bırakalım bu sararmış gülleri, bir ömrümüz var ah vah bize de yazık..
"hayat karşısında yorgunum artık ve zindeyim ölümün karşısında"
Görüştüğümüzde iyi vakit geçirdiğimiz, ayrılırken “sık sık buluşalım” dediğimiz ve sonra aylarca arayıp sormadığımız arkadaşlarımız gibi bi uygulama bu, itiraf edelim.
"hayat karşısında yorgunum artık ve zindeyim ölümün karşısında"
kapladığı yer her gün daha çok büyürken duygularımla verdiğim savaşa yenildim. bugün kendi içimde başa döndüm. neresinin tam olarak baş olduğundan emin değilim ama bugün olmak istemediğim haldeyim. evet umudum yok ama kalbim söz dinlemek bilmiyor, kabullenmeyi, vazgeçmeyi bilmiyor. ağlatıyor beni.
bi küçük öldüm bugün, az önce. ufak bi bıçaklandım sendeliyorum halledicem.
"ben sana teşekkür ederim, beni sen öptün, ben uyurken benim alnımdan beni sen öptün; serinlik vurdu korulara, canlandı serçelerim; sen mavi bir tilkiydin, binmiştin mavi ata, ben belki dün ölmüştüm, belki de geçen hafta"
seçemediğimiz ama hayatımızın merkezine yerleştirdiğimiz türlü tane şeyi seçebiliyor olsaydık ruhumuz daha mutlu olur muydu, yoksa yine yanlışı seçip ömrümüzü o zaman da karartır mıydık?
bi soluk hüzün bi soluk yüzün ve bi soluk ölüm yoklar beni sensiz bölünürüm dayanamam
Boğaziçi mezunu Doruk Dörücü, hukuksuzluğu protesto etti, şafak baskınıyla gözaltına alındı! Diplomayı değil, adaletsizliği yırttı! Gençlere baskı değil, söz hakkı düşer! #DorukDörücüYalnızDeğildir #İfadeÖzgürlüğüEngellenemez