Bir insanın yüzünde, bir eşikte, bir ağacın gölgesinde, denizin kıyıya bıraktığı izde saklı kalanlar...
Serçenin Gölgesi / Serhan Pakdemir kibelekultursanat.com.tr/sercenin-gol...
Serçenin Gölgesi / Serhan Pakdemir - Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat | Hatice DÖKMEN
Hasan, harmanda buğday savuruyordu. Yaba her kalktığında saman havalanıyor, buğday taneleri ayaklarının dibine düşüyordu. Sabah serindi. Zeytinlerin gölgeleri uzamış, deniz köyün altında sessizce duru...
kibelekultursanat.com.tr
Denizin hafızasına, sessizliğin diline ve insanın içindeki uğultuya eşlik eden herkese... Teşekkür ederim 🙏☘️ @pazartesi14.bsky.social
Zaman eğilir, bir çocuğun başını okşar gibi taşları sıvazlar. Hiçbir şey ölmez, yalnızca biçim değiştirir: rüzgâr olur, göl olur, ya da bir avlunun unuttuğu nefes.
"Gece oluyor. Sahil sessizleşiyor. Usulca açıyorum sandığı. Çorap, fotoğraf, düğme, çengelli iğne… Hepsi bana bir isim fısıldıyor. Birini tutuyorum elimde. Fotoğraf. Kenarı yırtık. Kim olduğunu çıkaramıyorum. Belki kendimim, belki kaybettiğim biri."
Düşlerin Bıçağı / Serhan Pakdemir kibelekultursanat.com.tr/duslerin-bic...
Düşlerin Bıçağı / Serhan Pakdemir - Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat | Hatice DÖKMEN
Her düş kırıldığında bir bıçak giyerim üzerime. Acı, yönünü yitirmiş bir göz gibidir: karanlığa saplanan bedeni hangi ışık kurtarabilir? --- Ben ki düşlerimi pazarlığa sürerim, sessizlikle, karanlıkla...
kibelekultursanat.com.tr
kibelekultursanat.com.tr/bana-reyhan-...
Bana Reyhan Derlerdi / Serhan Pakdemir - Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat | Hatice DÖKMEN
Sadece adını değil, Sükûnetini de benzetirlerdi. Sessizliğe dokunur gibi yürürüm, İçimde hep ince bir dikiş çalışır. Bilirim: Bazı kırılmalar, sadece içeriden duyulur. Ben Reyhan’ı kalabalıklarda deği...
kibelekultursanat.com.tr
kibelekultursanat.com.tr/suya-yazilan...
Suya Yazılan Hikaye / Serhan Pakdemir - Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat | Hatice DÖKMEN
Martı, gökyüzünün beyaz imzasıydı. Bir kanat çırptı, bulutun kenarını silip maviyi biraz daha derinleştirdi. Deniz mi derdim, göl mü? İnsan, suyun adını bilince mi sever, yoksa anlamayınca mı? Su, bil...
kibelekultursanat.com.tr
içeride tahta bir masa, çekmecelerinde yüzyılın ağırlığı. bir sandalye, kim bilir kaç geceyi dinledi kaç kalem tükenmiş, düşüncenin kuyusunda.
kibelekultursanat.com.tr/soylenmeden-...
Söylenmeden Bırakılan / Serhan Pakdemir - Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat | Hatice DÖKMEN
Bir gün, bir cümle düşecek ellerine. Ne zaman olur bilmem, belki sen yaşlandığında, belki de daha çocukken. O cümlede benim sesim olmayacak artık. Sadece yankısı kalacak. Biz yaşarken, bazı sözleri sö...
kibelekultursanat.com.tr
Sokağın başında bir tabela; Kimi durup okur, kimi geçip gider. Her harfte bir yüz gördüm. Her sessizlikte bir çığlık duydum. Bazen bir çocuk adıdır o, Bazen bir annenin bilinmez adı, Gözyaşı taşar duvarlardan. Bazen de bir kardeşin son sözü kalır geride, sadece gece duyar onu, ve uykusuzlar...
kibelekultursanat.com.tr/sessizlige-y... İllaki şiir, dile gel(e)meyen duygu, düşüncelerin sözcüklerin ahenkli valsi ...
Sessizliğe Yazılmış Mektup / Serhan Pakdemir - Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat | Hatice DÖKMEN
Bir düşüncenin kıyısında büyüdüm, Zaman, dilini yitirmiş bir saat gibiydi Geceyle konuşmayı öğrendim önce O, her şeyi duyar ama hiçbir şey söylemezdi. Varlığım bir yankıydı boşlukta, Sesimi duyurmak i...
kibelekultursanat.com.tr
Tutsaklık bazen bir kuş değildir; bazen bir çocuk susar bir kadın, bir şiir, bir ağıt... Ve gökyüzü, tavanda unutulmuş bir hayaldir artık. Şarkı söylenmez burada. Çünkü şarkı, göğe açılan bir kapıdır. O kapı, içeriden kilitlidir. Anahtar da hatıraya emanet.
Bir filozof gibi düşündüm geceyi: “Anlatılamayan hakkında susmalı mı, Yoksa susuldukça büyür mü anlam?” Ben konuştum — ama suskun bir evrene karşı. O geceler, Anlamın kırıldığı aynalardı. Ben parçalarda kendimi ararken, Siz rüyasız bir uykunun eşiğindeydiniz.
Varlığım bir yankıydı boşlukta, Sesimi duyurmak için çırpınırken Kulakları olmayan tanrılara mektuplar yazdım, Ve her mektup, geri dönen bir sustu. Siz yoktunuz... Kelimelerimi yüklediğim gemi limansızdı. Düşüncelerim rüzgârla çarpıştı Ve her fırtına beni kendime sürükledi.
Varlığım bir yankıydı boşlukta, Sesimi duyurmak için çırpınırken Kulakları olmayan tanrılara mektuplar yazdım, Ve her mektup, geri dönen bir sustu. Siz yoktunuz... Kelimelerimi yüklediğim gemi limansızdı. Düşüncelerim rüzgârla çarpıştı Ve her fırtına beni kendime sürükledi.
Sessizliğe Yazılmış Mektup Bir düşüncenin kıyısında büyüdüm, Zaman, dilini yitirmiş bir saat gibiydi Geceyle konuşmayı öğrendim önce — O, her şeyi duyar ama hiçbir şey söylemezdi.
Sessizliğe Yazılmış Mektup Bir düşüncenin kıyısında büyüdüm, Zaman, dilini yitirmiş bir saat gibiydi Geceyle konuşmayı öğrendim önce — O, her şeyi duyar ama hiçbir şey söylemezdi.
Bir gün, bu suskun yüz meçhulün haritasında çizilen ışığı bulur bir yarığın ucunda. Belki bu dünya olmaz belki başka bir ontoloji: küllerinden hakikat kalkanı giyen bir düş zamanında… Biliriz, hüznün diliyle yazılan kader gülümsemeyi unutmaz
Hoşgeldin Serhancığım.. güzel şiirlerin ve öykülerinle .. @serhanpkdmr.bsky.social
Göğe savurduğumuz teller, düşlerimizin gölgesinde büyüdü. Rüzgârın sırrına fısıldadık, kelimeler susarken. İçimize ördüğümüz düğümlerle zamanı ilmek ilmek sardık. Gözlerimizin ardında saklanan bin yıllık aynalar vardı. Ve biz, saklanmayı öğrenen rüzgâr gibi, kendimizi en çok esintiyle anlattık.
Göğe savurduğumuz teller, düşlerimizin gölgesinde büyüdü. Rüzgârın sırrına fısıldadık, kelimeler susarken. İçimize ördüğümüz düğümlerle zamanı ilmek ilmek sardık. Gözlerimizin ardında saklanan bin yıllık aynalar vardı. Ve biz, saklanmayı öğrenen rüzgâr gibi, kendimizi en çok esintiyle anlattık.
Zaman eğilirken göğün dizine, Bir ayrılık daha düşer takvime. Bazı gidişler, sessizce kalır; İyi insanlar, gitmeyi bilmez. Onlar rüzgârın ardında kalan izdir, Bir fısıltı gibi yürek duvarında. Ne toprağa gömülür tümden, Ne de unutulur zamana.