SerhanPkdmr

@serhanpkdmr.bsky.social

Zaman eğilir, bir çocuğun başını okşar gibi taşları sıvazlar. Hiçbir şey ölmez, yalnızca biçim değiştirir: rüzgâr olur, göl olur, ya da bir avlunun unuttuğu nefes.

"Gece oluyor. Sahil sessizleşiyor. Usulca açıyorum sandığı. Çorap, fotoğraf, düğme, çengelli iğne… Hepsi bana bir isim fısıldıyor. Birini tutuyorum elimde. Fotoğraf. Kenarı yırtık. Kim olduğunu çıkaramıyorum. Belki kendimim, belki kaybettiğim biri."

Sokağın başında bir tabela; Kimi durup okur, kimi geçip gider. Her harfte bir yüz gördüm. Her sessizlikte bir çığlık duydum. Bazen bir çocuk adıdır o, Bazen bir annenin bilinmez adı, Gözyaşı taşar duvarlardan. Bazen de bir kardeşin son sözü kalır geride, sadece gece duyar onu, ve uykusuzlar...

Tutsaklık bazen bir kuş değildir; bazen bir çocuk susar bir kadın, bir şiir, bir ağıt... Ve gökyüzü, tavanda unutulmuş bir hayaldir artık. Şarkı söylenmez burada. Çünkü şarkı, göğe açılan bir kapıdır. O kapı, içeriden kilitlidir. Anahtar da hatıraya emanet.

Bir filozof gibi düşündüm geceyi: “Anlatılamayan hakkında susmalı mı, Yoksa susuldukça büyür mü anlam?” Ben konuştum — ama suskun bir evrene karşı. O geceler, Anlamın kırıldığı aynalardı. Ben parçalarda kendimi ararken, Siz rüyasız bir uykunun eşiğindeydiniz.

SerhanPkdmr@serhanpkdmr.bsky.social · last yr.

Varlığım bir yankıydı boşlukta, Sesimi duyurmak için çırpınırken Kulakları olmayan tanrılara mektuplar yazdım, Ve her mektup, geri dönen bir sustu. Siz yoktunuz... Kelimelerimi yüklediğim gemi limansızdı. Düşüncelerim rüzgârla çarpıştı Ve her fırtına beni kendime sürükledi.

Varlığım bir yankıydı boşlukta, Sesimi duyurmak için çırpınırken Kulakları olmayan tanrılara mektuplar yazdım, Ve her mektup, geri dönen bir sustu. Siz yoktunuz... Kelimelerimi yüklediğim gemi limansızdı. Düşüncelerim rüzgârla çarpıştı Ve her fırtına beni kendime sürükledi.

SerhanPkdmr@serhanpkdmr.bsky.social · last yr.

Sessizliğe Yazılmış Mektup Bir düşüncenin kıyısında büyüdüm, Zaman, dilini yitirmiş bir saat gibiydi Geceyle konuşmayı öğrendim önce — O, her şeyi duyar ama hiçbir şey söylemezdi.

Sessizliğe Yazılmış Mektup Bir düşüncenin kıyısında büyüdüm, Zaman, dilini yitirmiş bir saat gibiydi Geceyle konuşmayı öğrendim önce — O, her şeyi duyar ama hiçbir şey söylemezdi.

Bir gün, bu suskun yüz meçhulün haritasında çizilen ışığı bulur bir yarığın ucunda. Belki bu dünya olmaz belki başka bir ontoloji: küllerinden hakikat kalkanı giyen bir düş zamanında… Biliriz, hüznün diliyle yazılan kader gülümsemeyi unutmaz

Göğe savurduğumuz teller, düşlerimizin gölgesinde büyüdü. Rüzgârın sırrına fısıldadık, kelimeler susarken. İçimize ördüğümüz düğümlerle zamanı ilmek ilmek sardık. Gözlerimizin ardında saklanan bin yıllık aynalar vardı. Ve biz, saklanmayı öğrenen rüzgâr gibi, kendimizi en çok esintiyle anlattık.

Zaman eğilirken göğün dizine, Bir ayrılık daha düşer takvime. Bazı gidişler, sessizce kalır; İyi insanlar, gitmeyi bilmez. Onlar rüzgârın ardında kalan izdir, Bir fısıltı gibi yürek duvarında. Ne toprağa gömülür tümden, Ne de unutulur zamana.