Seyfi Elçiboğa

@seyfielciboga.bsky.social

Bir olan hakikati, gür olan adaleti arar.

trafikte nadir yaşanan nezaket anı var ya; yol verenin başı hafifçe öne eğilir, yol alanın eli minnetle kalbine gider. işte o anı zehirleyen bir şüphe vardır: ya bu incelik hak edilmemişse? ya o samimi selam, soğuk bir kayıtsızlık duvarına çarpıp sessizce parçalanırsa?

Boeing, Uluslararası Af Örgütü'ne göre Gazze soykırımına açık destek veren 15 şirketten biri. Soykırım sürerken Boeing almayın. İhtiyaç varsa Airbus alın. Ekonomik kriz varken, emekliye ve yoksula para yokken, 114 milyar dolarlık döviz rezervini uçaklara vermek de akıl işi değil.

Sağlık Bakanı hep doktor, Adalet Bakanı hep hukukçu olurken, Z.Selçuk hariç son 10 eğitim bakanı eğitim kökenli olmayan siyasetçilerden (avukat, mühendis, iktisatçı) seçildi. Oysa eğitim, pedagoji ve sınıf tecrübesi ister.

Van, Batman, Diyarbakır, Mardin ve Urfa otobüslerinde defalarca yolculuk yaptım. Ancak hijyen eksikliği, iletişim sorunları, kurumsallaşamama, gecikme ve kötü hizmet kronikleşmiş durumda. Müşteri memnuniyeti yerine kaygı üreten bu firmalar yolculuğu pişmanlığa çeviriyor. Yazık!

İnsanlar, yanlış olduğunu bilseler bile dışlanma korkusuyla çoğunluğa uyar. Bu eğilim, derinlerdeki ait olma ve güvenlik ihtiyacından doğar. Kabul görmek için kişi kendi doğrularından vazgeçebilir, değerlerini yıpratabilir.

ABD ölçüsüne göre vekil seçsek TBMM’de 114 vekil olur ama temsil adaleti bozulurdu. Çözüm vekil sayısını kısmak değil; barajı %0–3’e düşürmek, iller arası dengeyi sağlamak ve maaşları şeffaflaştırıp yolsuzluk ve ahlaksızlığı önleyecek denetim mekanizmaları kurmaktır.

İşçi, memur, esnaf ya da köylü çocuğu olarak doğduysan %70 ihtimalle aynı sınıfta öleceksin; bu “sınıf kapanı”dır. Burjuva olma ihtimalin ise sadece %1. O halde burjuvalara özenmek yerine sınıfınla dayanışarak kapanı kırman en doğru yoldur.

Gazze’de olanları ne bir film anlatabilir, ne bir roman kaldırır. Çocukların korkusu, yıkılan evlerin tozu, sokakta çınlayan çığlıklar… Bu, korku filmi değil. Gerçek. Ve bu gerçeği mümkün kılan herkes, bir ömrü vicdan azabıyla geçirsin. Söz tükendi, ama fayda etmedi.

Gece üç buçukta bir pasajın zeminine 12 yaşında bir çocuk düşmüş, bıçakla beş yerinden delmişler. Yavaş çalışıyormuş. Yoksulluk değil bu; düzenin işlediği bir cinayet. Bu ülke, çocuklarını doğrayarak doyuyor. Eyüp Can, kaydıraktan kayacak, kumda kaleler yapacak yaştaydı. 😔🌱

Bild

Vadi kayıyor, açlık diriliyor. Gazzeliler, gri toz bulutları arasından ekmeğe uzanıyor—bir heyelan gibi, bir mahşer gibi. Tırların kapısı açılırken, umut da bedenler de suya kavuşan toprak gibi çatlıyor.

Türkiye'nin katıldığı ama imzalamadığı Bogota Bildirisi'nin ilk 2 maddesi: 1- İsrail’e silah, mühimmat, askeri yakıt ve çift kullanımlı malzeme aktarımını durdurmak. 2- Bu malzemeleri taşıyan gemilere liman yasağı getirmek. 15-16 Temmuz 2025 Kolombiya, Bogota

Üniversite diploması, kent hayatı ve masa başı bir işle şekillenen yeni orta sınıf, kendi başarısını kutsallaştırırken sistemin taşıyıcısı olduğunu fark etmiyor. Kazanımlarını hak, yoksulluğu ise kişisel kusur sayıyor.

Güneşi gördü, suyu aldı ve sessizce çiçek açtı. Ne gösterişe boğdu kendini ne de unutulmaya içerledi. Georgia O’Keeffe’in resimlerindeki gibi: sade ama derin. Bu, vefanın ve şükranın sessiz ama zarif bir ifadesi.

Bild

Fanatik için yumuşaklık zayıflık, uzlaşma ihanettir. Kavgayla beslenir, öfkeyle yaşar. Taş kalpli gururuyla en sert kayaların bile zamanla kum olduğunu unutur. İnsan kinle değil, sabırla ayakta kalır. Oysa fanatik sadece kendi kızgın sesini duyar.

41 yıl kan aktı; kimi kaçtı, kimi tabutta döndü, kalanlar ağladı, kin tuttu. Şimdi barışanlara "tiyatro bu" diyorsunuz. Tamam, kimseye güvenmeyin. Silahlar patlarsa “ben demiştim” dersiniz. Ama kan akarken haklı olmak, kazandığın tek şeyin acı olduğu bir savaşı savunmaktır.

Bild

Lale Devri'nin şatafatı, halkın sefaleti üzerine kurulmuştu. Her köşkün bahçesinde açan bir lale, bir köylünün kuruyan tarlası demekti. İşte bu lale bahçelerinin zehirli güzelliği, Patrona Halil'i bir ateş topuna çevirmişti.

Yazıyorsun ya bol bol, “etme bulma dünyası” ya da "elbet bir gün devran döner" diye... O iş öyle değil aslında. Eden bulmaz, devran dönmez; sen sormazsan hesap sorulmaz, sen döndürmedikçe bu devran dönmez.

19 Mart’tan bu yana ülkede demokrasiye yönelik sistemli bir müdahale var. Seçilmiş belediye başkanları gözaltına alınıyor, muhalefet adım adım etkisizleştiriliyor. Cumhuriyet rejimi, çoğulculuktan uzak, otoriter bir çizgiye kayıyor.

BirGün Gazetesi@birgun.net · last yr.

#SonDakika CHP'li belediyelere yeni operasyon! Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ve Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında gözaltına alındı www.birgun.net/haber/chp-li...

Tarr Béla’nın 7,5 saatlik Sátántangó filmini izlemeyi başardım. Tıpkı Oğuz Atay’ın Tutunamayanlarını tamamladığımda olduğu gibi: yorucu, yoğun ama sarsıcı bir deneyim. Filmde insan ilişkilerine dair temel duygu: güvenmemek. Herkes birbirini kandırıyor ya da terk ediyor.

Temmuz 2025’te doğalgaza yapılan %24,6’lık zam, Haziran’da olsaydı enflasyona 0,5-0,7 puan eklerdi. Memur, 6 ayda yaklaşık 2.186 ila 3.061 TL; emekli memur ise 981 ila 1.373 TL eksik maaş alacak. Zam tarihi öyle belirlendi ki en çok zararı memur ve emekli görecek.

Mutfak pervazında yuva kuran kumru, camın ardından hayatı hatırlatır. Göğsü umutla titrer, seni izler. Eşin kâğıttan perde yapar; çünkü bir kuş da olsa, ancak bir kadın anlar dişi bir kuşun mahremiyetini... Vicdanında sardunyalar açar.

Bild

Mutfak penceresinin önündeki sardunyalar arasına bir kumru yuva yapar, yumurtlayıp kuluçkaya yatar. Kahvaltı ederken izlendiğini fark eder, göğsü pırpır atar. Sen de beyaz bir kâğıtla perde yaparsın. Küçük bir mucize gibi, hadi gülümse şimdi.

Bild