Can Çakır

@ccakir.bsky.social

Multilingual Marxist metalhead studying ideology and utopia, PhDing and lecturing @pttsmuenster.bsky.social. Yaprak sarma is superior to your favorite food.

Dr Walter Rodney was assassinated on June 13, 1980, by a bomb planted in a walkie talkie. He was 38. His key work, How Europe Underdeveloped Africa, exposed the roots of global inequality and the violence of colonial underdevelopment.

Bild

As my time at the University of Münster slowly comes to an end, it might be an idea to reactivate this space for who knows what might come afterwards. Visibility is important for a career in academia and research. So here are a few things I've done in the past few years.

Küçük bir hata nasıl büyük bir kaosa dönüşür? Boran Kuzum’un da oyuncuları arasında yer aldığı Big Mistakes bu sorunun izini sürüyor. Netflix’in ABD yapımlarında rol alan ilk Türk oyuncu Kuzum ile dizinin hikâyesini, canlandırdığı Yusuf karakterini ve ABD’deki oyunculuk serüvenini konuştuk.

Boran Kuzum: “İlk işimmiş gibi heyecanlıydım”

Boran Kuzum, Türkiye’de yeni neslin en dikkat çeken oyuncularından biri… Şimdilerdeyse kariyer hanesine Netflix’in ABD yapımlarında rol alan ilk Türk oyuncu olma unvanını da ekledi. Kuzum, _Schitt's Creek_ (2015 - 2020) dizisiyle dört Emmy ödülü kazanan Dan Levy’nin yaratıcılığını, yapımcılığını ve başrolünü paylaştığı, kara mizah ve aksiyonun arasında aile olmanın yüküne odaklanan yeni Netflix dizisi _Big Mistakes’_ te oynuyor. Birbirlerini anlamakta güçlük çeken, bağ kurmakta zorlanan, gittikleri her yere kaosu da getiren geçimsiz iki kardeşin, yaptıkları ufak bir hata nedeniyle mecburen yakınlaşmasının ve gittikçe büyüyen hatalar silsilesinin bir öyküsü bu. Boran Kuzum’dan diziye dahil olma sürecini, canlandırdığı Yusuf karakterinin dönüşümünü ve ABD’deki oyunculuk serüvenini dinledik. **_Big Mistakes’_ ten öncesiyle başlayalım. Aslında siz son üç yıldır ABD’de oyunculuk yapabilmek için çalışıyordunuz. Bu süreci biraz anlatabilir misiniz?** Türkiye’de de bir kariyer kurmak kolay değil aslında. Ben 18 yaşımda konservatuvar için İstanbul’a gelmiştim. Genç yaşlarımda da bir şeyler başarmak istedim hep. O yüzden de dört sene okulun bitmesini beklemek yerine hemen görüşmeler yapmaya başladım. Fakat bir rol alabilmem üç yıl sürdü. Sonra bir kariyer kurmaya başladım elbette, ama hiçbir zaman bir oyuncu olarak _“Ben artık tamamım, yerim garanti.”_ diyemedim Türkiye’de. Bunu diyememek de güzel bir şey aslında. Her zaman yapabileceğin ya da öğrenebileceğin yeni bir şey çıkıyor karşına. ### This post is for subscribers only Become a member to get access to all content Subscribe now

fayn.press

Son dönemin en parlak yönetmenlerinden Chloé Zhao’nun yeni filmi Hamnet, keder ile baş etmenin iki kutbunu perdeye yansıtıyor. 8 dalda Oscar adayı olan film, kabuk bağlayan yara misali izleyende derin bir iz bırakıyor.

Hamnet: Acının iki farklı yüzü

Bir film, bir insanda nasıl bir iz bırakabilir? Oscar ödüllü Chloé Zhao’nun yönettiği _Hamnet_ ’i izledikten sonraki günlerce aklımda dönüp duran soru tam olarak buydu. Elbette beni ağlatan ne ilk ne de son filmdi bu. Ancak sosyal medyadaki ya da çevremdeki insanların yorumlarını da hesaba katarsam, filmin kollektif bir iz bıraktığını rahatlıkla söyleyebilirim. Maggie O’Farrell’ın aynı isimli romanından uyarlanan _Hamnet_ , kederi ve onunla baş etme şekillerini merkeze alıyor. Jessie Buckley’in harikalar yarattığı Agnes ve Paul Mescal’in can verdiği Will’in acıya karşı gösterdiği refleks, izleyicinin ruhunda önce bir yara açıyor, sonra da şefkatle o yaranın kabuk bağlamasına yardımcı oluyor. Fakat bu yaranın izini uzunca bir süre üzerimizde taşıyacakmışız gibi duruyor. ## Olmak ya da olmamak… Gerçekten de bütün mesele bu mu? Shakespeare’in en büyük eserlerinden _Hamlet_ , _“Olmak ya da olmamak…”_ sorgulamasıyla, yüzyıllardır insanlığın zihnini kurcalıyor. Sık sık onun kalemindeki dehayı, oyunlarını ve kelimelerini konuşuyor, cümlelerinin alt metnindeki anlamı keşfetmeye uğraşıyoruz. Fakat o kelimelerin arasındaki eslerde, satır aralarındaki sessizliklerde de bir şeyler saklanıyor aslında. Maggie O’Farrell’in 2020’de yayımladığı romandan çok etkilenen Zhao da kamerasını 16. yüzyılın Stratford’una çeviriyor ve küçük evlerinin arasındaki çamurlu yollarda o sessizliğin peşine düşüyor. ### This post is for subscribers only Become a member to get access to all content Subscribe now

fayn.press

İki erkeğin X’te başlayan ego savaşı ne kadar tuhaf noktalara varabilir? Doğu Yücel’in yeni kitabı Trol, bu soruyu merkezine alıyor ve gerçek ile absürdü birbirine katıyor. Bu hikâyeyi ve düşündürdüklerini Doğu Yücel ile konuştuk.

Doğu Yücel: “Troller tepişiyor, çimenler eziliyor.”

Kaan Balaban… Televizyonun aranan jönlerinden. Kimileri için gençlik aşkı, kimileri için ideal damat adayı. Ekranın büyüsü sürdüğü müddetçe onun için her şey yolunda. Fakat kameralar kapandığında küstah, kaba ve huysuz birine dönüşüyor. Ama atladığı bir şey var… Eğer herkesin gözü önündeyseniz altınızdaki zemin de kayganlaşır. En ufak hatanız, rolden çıktığınız tek bir an bile aleyhinizde delil olarak kullanılır. İşte o hata anlarından birinde tüm itibarı altüst oluyor Kaan Balaban’ın. Kel Örümcek isimli bir X profilinin attığı tweet ile önünü alamadığı bir linç partisinin öznesi olarak buluyor kendini. Ve olaylar _“_ E bu kadarı da olmaz… Yani… Olabilir mi ki?_”_ dediğimiz noktalara varıyor. Doğu Yücel’in yeni kitabı _Trol_ , bu iki erkeğin ego savaşı üzerinden gerçek ile absürdü birbirine katıyor. Kitap, okuyucusuna kim haklı kim haksız ikilemi yaşatırken aynı zamanda günümüzün tartışılan konularını da sorgulatıyor. Sosyal medyada büyüyen linç kültürü, _cancel culture_ (iptal kültürü) hareketleri, ifşalar, sokak eylemleri ve ünlülerin toplumsal sorumlulukları… İşte tüm bunları anlatan ve yeni çıkan _Trol kitabının yazarı_ Doğu Yücel ile buluştuk ve _Trol’_ ün izini sürdük. **Geçen yıllarda _Öldüğünü Google’dan Öğrenen Adam_ kitabınız için bir söyleşi yapmıştık. O röportajda _“Okurların hayal dünyasını trollüyorum.”_ demiştiniz. Şimdiyse sadece okurların değil Kaan Balaban’ın da hayatını trollüyorsunuz. Bu sefer doğrudan bir trolün hikâyesini kaleme alma motivasyonunuz neydi?** Bu buluşmadan önce benim de aklıma o röportajın başlığı geldi. _“Aynı şeyi yapıyor muyum, yine okuru trollüyor muyum?”_ diye sorguladım ve o günden bu güne bir fark olduğunu fark ettim. Ülke değişti, yaşadığımız ortam değişti… Artık benim trollememe gerek kalmadı, zaten normalimiz anormal. Daha önceki kitaplarımda gündelik hayatı sıradan ve monoton bulduğum için onu tepetaklak ediyordum. Şimdi hayatın kendisi bizi trollüyor zaten. Ülke, siyasetçiler, sanatçılar, patronlar, komşular, herkes… Aslında bu defa olanı yazdım. ### This post is for subscribers only Become a member to get access to all content Subscribe now

fayn.press

Moving means clearing out the soon to be old apartment during the long weekend. And coming across some wonderful words of wisdom, written in class, sometime in 2019.

Bild

This is not the time to discuss it, but what appears to be the iconic image of a protester in Istanbul disguised as a whirling dervish is actually less "iconic" than one might think. The last thing we need is the orientalist aestheticization of a genuine and multifaceted social movement.

BildBild

A huge anti-Erdoğan protest tonight in Istanbul, defying a four day national ban on protests, to denounce the arrest of Istanbul Mayor Ekrem Imamoglu. "Break down those barricades without harming the police. Take to the streets and squares", Ozgur Ozel, an opposition leader, told protesters.

Let's talk about the humanities (particularly critical thinking and Marxism-related investigations) in Turkey, which remain vibrant despite everything. (cont. 🧵) 1/ @tgesgun.bsky.social will soon deliver a talk in Ankara on 'Political Animals in Fables: From Machiavelli's Fox to Kropotkin's Birds.'

Toros Güneş Esgün@tgesgun.bsky.social · last yr.

Cumartesi saat 16:30'da, @respublikafe'de 2. dönemin açılış dersinde "Fabllarda Politik Hayvanlar: Machiavelli'nin Tilkisinden Kropotkin'in Kuşlarına" üzerine konuşacağız. Etkinlik ücretsiz fakat mekan kontenjanı gereği önceden kayıt olmak gerekiyor: gocebedusunce.org/news/ortakl-...

Hot on the heels of this news: just heard that @yordamkitap.bsky.social y.social has acquired the Turkish translation rights! Türk yoldaşlarının Yurttaş Marx'ı okuyabilecek olmalarına sevindim ✊

Bild
Bruno Leipold@brunoleipold.com · last yr.

Very pleased that @versolibros.com has acquired the Spanish translation rights for Citizen Marx! "Ciudadano Marx" estará disponible para el público de habla hispana a principios de 2026! ✊ @princetonupress.bsky.social @smnvzqz.bsky.social

In 2010, anti-copyright activist Aaron Swartz hanged himself after being prosecuted to the full extent of the law for making copyrighted academic publications freely available. Today, academic publishers are insisting those copyrights be lifted to feed the corporate AI slop machine.

Please Follow the Official Guardian Account@guardian-world-rss.bsky.social · 3y ago

‘Impossible’ to create AI tools like ChatGPT without copyrighted material, OpenAI says

I am lucky that nobody I work with, neither colleagues, nor students, ever made me feel bad about my struggle in German fluency. They get rewarded with my bad pronunciation and ultra low level puns in German.

Post nicht verfügbar.